26 Eylul 2002
ihsan YiLMAZ
Sanat Galericileri Dernegi ile ikon As tarafindan duzenlenen Art istanbul 2002 Uluslararasi cagdas Sanat Bulusmasi, onceki aksam gerceklestirilen bir torenle acildi.
Lutfi Kirdar Kongre ve Sergi Sarayinda yerli ve yabanci 80 galerinin katildigi Sanat Bulusmasi, 29 Eylul tarihine kadar acik kalacak. Resim piyasasini canlandirma amacini da tasiyan Sanat Bulusmasinda galeriler anlasmali olduklari ressamlarin eserlerini standlarinda sergileyerek satis da yapiyorlar. 3 bine yakin tablonun sergilendigi etkinlikte fiyatlar 300 ile 100 bin dolar arasinda degisiyor. Galeriler bu kadar parayi veremeyecek sanat severleri de ihmal etmemisler. Sanatcilarin imzali ozgun baskilarini daha dusuk fiyatlara almak mumkun. unlu ispanyol ressam Salvador Dalinin Turkiyede ilk kez sergilenen eskizleri de 2500 ile 10 bin dolar arasinda degisen fiyatlarla satiliyor. Hurriyetin medya sponsoru oldugu ve acilisi buyuk ilgi goren etkinligi 70 bin kisinin gezmesi bekleniyor.
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments
26 Eylul 2002
Amerikali arastirmacilar, ‘‘Esinizle kavga etmenin yarattigi stres, maraton kosmaktan daha fazla tansiyonuzu yukseltir ve uzun vadede kalbinize daha cok zarar verir’’ uyarisinda bulundular.
‘‘Psikosomatik Tip’’ adli yayin organinda yer alan arastirma, California universitesinden psikiyatr Laura Glynn tarafindan gerceklestirildi. Arastirma sonucunda uzmanlar sunlari soylediler: ‘‘Stres, kan basincini yukselten bir faktor, yuksek kan basinci da kalp hastaliklariyla baglantili. Duygusal olaylarin yarattigi ani stres ve kan basinci ek bir risk yaratiyor. Kosmak gibi fiziksel faaliyetler kan basincini yukseltse de beden hizla toparlaniyor. Ancak duygusal olaylar bedeni daha derinden sarsiyor.’’
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments
26 Eylul 2002
Turkiyenin en cok okunan haftalik dergilerinden Tempo, son sayisinda Turk Top Gunlarini genis bir yaziyla ele aldi. ‘‘olumle Dans Edenler’’ basligiyla okuyucuya aktarilan yazida F 5 ucaklarini kullanan gosteri filosu ‘‘Turk yildizlari’’nin pilotlariyla Turk Hava Kuvvetlerinin F 16 kullanan gozu pek pilotlarinin yasam bicimleri incelendi.
Alcak irtifade neredeyse birbirine ve yere degecek kadar yakin ucan Turk Top Gunlarinin ‘‘hastalanmalari yasak.’’ Antibiyotik ya da igne tedavisi gorenler, asla ucaga binemiyor. Hata yapma sanslari hic yok. cunku en ufak hata, tum ekibi riske sokuyor. Aldiklari gidalardan uykularina kadar, her seylerine dikkat etmek zorundalar. Formda kalmak icin ozel hayatlarinda siki bir disiplin uuyguluyorlar. Sosyal hayatlari, daima ikinci planda. 1992de kurulan ve bugune kadar Turkiye disinda 14 ulkede basariyla gosteriler yapan ve 13 pilotun gorev yaptigi Turk Yildizlarina secilmek ise hayli zor. ihtiyaclar dogrultusunda her yil ancak bir pilot filoya seciliyor. Filoya girdikten sonra da is bitmiyor. uyum saglamasi icin 52 sortilik bir egitim surecinden geciyorlar.
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments
26 Eylul 2002
Avustralyada yapilan bir arastirma, anne sutuyle beslenen bebeklerin biberonla beslenenlere kiyasla daha zeki olduklarini ortaya koydu.
Brisbane universitesinin 20 yillik kapsamli arastirmasi, anne sutunun yararlarini bir kez daha gozler onune serdi. Arastirmada 3880 cocugu incelendi ve anne sutunun zekada ortalama 8 puanlik bir artisa neden oldugu belirlendi. Arastirma ekibinin baskani Prof. Jake Najman, arastirmaya 1981de basladigini ve cocuklarin annelerinin hamilelikleri sirasindan itibaren izlendigini belirtti. Zaman icinde anne ve bebegin sagligindaki degisimler gozlendi. Bebekler 6 aylik oldugunda anne sutu alip almadiklari sorgulandi. 5 yasinda olduklarinda sozel testlerle zekalari olculdu. Evlilik, ekonomik kosullar, ebeveynlerin egitim duzeyi, annenin duygusal durumu gibi faktorler de dikkate alindi, ama anne sutu ve zeka arasindaki baglanti degismedi. 14une geldiklerinde de performanslari gozden gecirildi ve 21 yaslarinda bu avantajin surup surmediginin de arastirilacagi belirtildi. Anne sutu ve zeka iliskisine Prof. Najman su aciklamayi getirdi: ‘‘Anne sutuyle beslenen bebeklerin anneyle daha guclu bir yakinligi oluyor. Algilamasi daha hizli gelisiyor. Anne sutundeki omega yag asitleri bebege entelektuel bir avantaj saglayabilir. Anne sutunun bagisikliga karsi daha fazla direnc veren maddeler icerdigi ve boylece bu bebeklerin daha az hastalandiklari, daha hizla gelistikleri de soylenebilir.’’
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments
26 Eylul 2002
Sefa KAPLAN
CHP istanbul milletvekili adayi Prof. Yasar Nuri ozturk, ‘‘Anadilde ibadet Meselesi’’ isimli kitabinda yer alan ifadelerin, ‘‘artik ezana gerek yoktur’’ tarzinda yorumlanmasina karsi cikti.
Prof. ozturk, kendisinin ezanin iskence araci haline getirilmesine itiraz ettigini belirterek, ezanin aracisiz bir bicimde insan sesiyle okunmasinin islamin emri oldugunu soyledi. ‘‘Ezan bir paroladir, namaz vaktinin geldigini ve yakinlarda bir cami oldugunu duyurur. Yani ezan bir ibadet degil, bir duyurudur. Ve bu duyurunun bugun icin bir yarari da kalmamistir’’ diyorsunuz. Buradan ‘‘Artik ezana gerek yoktur’’ anlami cikiyor… Hayir, onu su manada soyluyorum: Artik hoparlorlerle ezan okumaya ihtiyac duyulacak bir ortam yok. Bunun icin ben diyorum ki, ezan, Peygamberimizin uygulamasinda yani sunnette ve islam fikhinda ongoruldugu gibi insan sesiyle ve guzel insan sesiyle okunmalidir. Bu, dinin ve Peygamberimizin istedigidir. Siz bunu bir kenara birakiyor ve gurultu makinalariyla ezani perisan ediyorsunuz. Boyle yaptiginiz zaman ne estetigi kaliyor, ne de anlami, hatta, ezan olmaktan cikip iskenceye donusuyor. Ben ezanin bir iskence araci olmaktan cikartilip dine uygun hale getirilmesini talep ediyorum. Peki bu ezan Turkce mi okunmali? Ezanin Turkcesi olmaz. Zaten ne oldugu belli, tercume edip de hangi yarari saglayacaksiniz? Orijinal diliyle ama insan sesiyle okunmalidir. Peki ama kitabinizda, ‘‘Ezanin esas islevi olan namaz vaktini duyurma bugun ihtiyac olmaktan cikmistir. Takvim vardir, gazete vardir, radyo televizyon duyurulari vakitleri araliksiz bildirmektedir. Yani ezanin illeti (sebebi) kalmadigi icin kendisinin de zorunlulugu kalmamistir’’ diyorsunuz… Tamam ama musluman kamu vicdaninda ve musluman toresinde bu var. Madem ki bir yerde cami var, orada namaz vaktinin geldigini insan sesiyle duyurmak guzel bir seydir. Gazete benim sozlerimi, sanki ‘‘Hic ezan okunmasin’’ diyorum tarzinda yorumlamis. Benim oyle bir beyanim yok. Elbette, namaz vaktini ogrenebilecegimiz bircok imkan var ama bu ezanin okunmamasinin gerekcesi olamaz. Boyle bir sey soylemedim, soylemem de. Benim soyledigim gayet acik ve nettir ve ben bunu 20 senedir soyluyorum. Ezan insan sesiyle okunmalidir, aletle okumak islama aykiridir. cunku hakikaten tacize donusuyor. Ezani nefret unsuru haline getirmeye hakkimiz yok. Ben dinimizin ezaninin, dinimizin mensuplari tarafindan, Bu boyle olmamali dedirten bir sekle donusmesinden rahatsizim. Turkce ibadet konusunda cok net bir ifade kullaniyorsunuz ve Turkce ibadet yapilabilir diyorsunuz. Ama buna karsi cikanlar da var… Herkes kendi bildigi dilde ibadetini yapar. islamiyet buna musaade etmemekle yetinmemistir, bu isi bizzat Peygamberimiz baslatmistir. Kuran i Kerimden belli yerleri ezberleyemeyen sahabelerine, icinizden geldigi sekilde dua ederek namazinizi kilabilirsiniz diye izin vermistir. Bu diger insanlarin da kendi dilinde namaz kilabileceginin acik delilidir. 67 milyon insan Arapca ogrenecek ve ondan sonra namaz kilacak diye bir sey soylemek mumkun mu? CHPye girdim diye goruslerimi inkar etmem Siz CHPnin istanbul milletvekili adayisiniz ve kitabiniz tam da secimlerin arefesinde yayimlandi. Kitap, ‘‘CHP yine Turkce ibadet, Turkce Kuran istiyor’’ elestirilerini de getirmeyecek mi gundeme? Bu konu 20 senedir tartisiliyor Turkiyede. Bu kitap, CHP adayligi filan soz konusu degilken yapilmis bir calismadir. Ben fikir ve bilim hayatimi bir koseye kaldiracak degilim. Bu gorusler sadece sizin gorusleriniz mi, yoksa CHPyi de bagliyor mu? Bunlarin CHPyle filan ilgisi yok. CHPye girdim diye goruslerimi inkar edecek degilim. CHP bunlari begenir veya begenmez, o kendilerinin bilecegi is. Peki ya secmen kitlesi? Secmen kitlesinin bunlardan hicbir sikayeti yok. Bu ulkede bunlari soyledigim icin, Allaha secde etmede problemi olan onbinlerce insan bugun namaz kiliyor. Bizim halkimiz bundan mi sikayetci olacak? Benim halkla ve islamla hicbir problemim yok. Yasar Nuri Hoca, secim icin 3 takim diktirdi Prof. Yasar Nuri ozturk, dun Taksime secim kiyafetlerini almaya gitti. Prof. ozturk, terzisi Mustafa Kucukyaliya uc takim elbise diktirdi. Takim elbiselerle birlikte kullanmak uzere bir de mendil satin alan ozturk, terzisinin ilginc tepkisiyle karsilasti. Terzi Kucukyali, mendili Yasar Hocaya hediye etmek istedigini, ancak bunu yapamayacagini soyledi. Kucukyali, ‘‘cunku mendil hediye etmek ayrilik getirir’’ dedi. Prof. ozturk, bu sozler uzerine mendil icin de para odemek zorunda aldi. Hazir giyim kiyafetler kullanamadigini soyleyen Yasar Nuri ozturk, ‘‘Hazir giyime tipim musait degil’’ diye konustu. ozturkun takim elbiselerinde kullanilan kumaslarin ithal oldugu ogrenildi. Terzi Kucukyali, cok pahali oldugunu soyledigi kumaslari siparis ederken ‘‘Prof. Dr. Yasar Nuri ozturk icin aliyorum’’ deyince, firmanin yuzde 50 indirim yaptigini da sozlerine ekledi.
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments
26 Eylul 2002
Fatih ALTAYLi
GALATASARAY Barcelona macindan once Kanal Dde kimisi eski Galatasaray yoneticisi kimisi hala yonetimde olan dostlarla bulustuk. Herkes macla ilgili tahminini soyluyor.
2 0 diyen var, 3 1 diyen var. Galibiyet olsun bizim olsun diyen var. Bir puan bile idare eder diyen var. Yonetimden bir arkadasim ‘‘Beraberlik iyi sonuc’’ deyince, biri sordu, ‘‘Sen ne diyorsun Fatih?’’ diye. ‘‘istedigimi mi soyleyeyim, gercegi mi?’’ dedim. ‘‘Gercegi’’ dediler. ‘‘O zaman bilin ki, bu macta fark yemeden maglup olmak iyi sonuc!’’ sasirdilar. Hic boyle demezdim cunku. Ama gorunen koy de kilavuz istemezdi. Galatasaray hep soyledigim gibi ve hep yazdigim gibi bu sezon basindan beri ‘‘iyi top oynamiyor’’. Ama ‘‘zayif ve korkak’’ rakipler karsisinda ‘‘kotu oynayarak’’ da kazanabiliyor. Moskovada da olan buydu. Galatasaray ‘‘en kotu’’ oynadigi anlarda golu bulmasa, oradan da yenilgi ile ayrilabilirdi. Ama gol olunca mac koptu. Fakat bu kez rakip ne Malatyaspordu, ne ne Lokomotiv. Dunya devi, tecrubeli, korkusuz Barcelona. ilk on bes dakika Galatasarayi tartti.‘‘Kof’’ oldugunu gordu. uzerine geldi ve yendi. Galatasarayin Barcelona karsisinda ortaya koydugu futbol son yillarda Avrupa Kupalarinda oynadigi en utanc verici toptur. Terimin de fark ettigi gibi takim ilk kez ‘‘yenilmeyi umursamadi’’. Ayip olan yenilmek degil, bunu umursamamaktir. Bu ‘‘hava’’ baska yenilgilerin de hazirlayicisi olur. Terimin bu havayi dagitacagini dusunuyorum. Oyundaki ‘‘taktik’’ hatalara gelince. Oyundan Sarr degil, umit cikarilmaliydi. Hatta oyunla ilgi derecesine bakilirsa, stattan bile cikarilabilirdi. isin kotusu o cok sevdigimiz umit sezon basindan beri boyle. Taninmaz halde. Christianin yerine giren oyuncu da Suat degil, umit Karan olmaliydi. Takimda kazanmayi dusunen tek adam girdikten sonra o oldu. Peki bunlar kaderi degistirir miydi? Sanmam. cunku cok kotuyduk ve kazanmamaya motiveydik. Ama kimse uzulmesin. Bu macin sonucu Galatasarayin sansini etkilemeyecek. Brugge ve Lokomotivi burada yenmek sartiyla. Tabii bu oyunla, korkmadigi muddetce Langasporu bile yenmek hayal o ayri. Yonetime ceza veren taraftar GALATASARAY Barcelona macinda Galatasarayin Avrupa adabini bilen taraftari degil, bir grup ‘‘kackin’’ vardi sanki. Takim ceza alsin diye ‘‘inadina’’ mesaleler yaktilar, mesaleleri ‘‘inadina’’ sahaya attilar. Bunu niye mi yaptilar! cunku kendi kucuk beyinlerince yonetimi protesto ettiler. Deplasmana taraftar goturmeme karari alan yonetime ‘‘Sen bizi deplasmana goturmezsen biz sana boyle ceza odetiriz. Daha inat edersen sahayi kapattiracak seyler de yapariz’’ mesajiydi. Bu ‘‘kackinlar’’ kapali tribunun kapisini da kirip indirdiler. Tabii butun bunlar olur, sahaya tonlarca yanici madde sokulurken guvenlik neredeydi onu da ayrica sormak lazim. Galatasaray yonetimi bu ‘‘kackinlara’’ acil cozum getirmeli. RTuK: Geregini yapmayan YSK RTuKten aradilar, ‘‘Yetki bizde degil. Secim doneminde, secim yasaklarinin ihlalinden oturu televizyonlara ceza verme yetkisi Yuksek Secim Kurulunda’’ dediler. Biliyorum. Zaten yazimda da bu durumu belirtmistim. Televizyonlara ve radyolara ceza vermeyenin, yasaya ve Yuksek Secim Kurulunun kararlarina aykiri davrananin Yuksek Secim Kurulu oldugunu biliyorum. RTuKun buradaki sorumlulugu ‘‘izleme ve bildirme’’den ibaret. Gerisi YSKnin gorevi. RTuKten gelen bilgiye gore RTuK secim yasaklarina uymayan radyo ve televizyonlari YSKya duzenli bir bicimde bildirmis. Ancak YSK ‘‘kilini bile kipirdatmamis’’. RTuKten bana iletilen bilgiye gore Radyo Televizyon ust Kurulu da bu durumu ‘‘saskinlikla’’ izliyormus. Basta Uzan Grubu televizyon ve radyolari olmak uzere, Cem Uzanin propaganda calismalari kapsaminda delik desik edilen secim yasaklari konusunda YSKnin harekete gecmemesi ilginc. Acaba onceki gunku ‘‘kritik itiraz’’ karari oncesinde oldugu gibi Uzanlarla ilgili meseleler gundeme geldiginde de YSK Baskani Sayin Algan ‘‘rapor’’ mu aliyor? Zarafet GEcTigiMiZ yillarda Cine 5te benim once Tulughan Tekelioglu, ardindan da Buket Dereoglu ile birlikte yaptigim Baska Yerde Yok adli programi, simdi Mehmet Barlas ile Deniz Akkaya sunuyorlar. ilk bolumu izledim. Barlasin kulturu, Akkayanin goruntusu ekrani dolduruyor. Giderek daha iyi olacaklari kesin. uc hafta once Cine 5 Genel Muduru irfan sahin Baska Yerde Yokla ilgili olarak aradi. ‘‘Fatih Bey, Baska Yerde Yoku bu yil da yapmak ister misiniz?’’ diye sordu. ‘‘irfan Bey biliyorsunuz artik Kanal D Haberin basindayim. Mumkun degil. Kabul edecek olsam bir miktar acayip olmaz mi?’’ dedim. ‘‘Biliyorum Fatih Bey ama yine de once size teklif etmeden baskasina oneremezdik. Ayrica Baska Yerde Yok ismi de sizle cok ozdeslesti. Kullanmamiza izin verir misiniz?’’ diye sordu. Bu benim medyada karsilastigim en nazik tavirdi. ‘‘Elbette. Sormaniza bile gerek yoktu’’ dedim. Barlas ve Akkayaya basarilar diliyorum. cocuguma iyi baksinlar… NE ZAMAN ADAM OLURUZ? Tek yargimiz onyargi olmayinca.
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments
26 Eylul 2002
sukru KiZiLOT
TuRKiYE, ozellikle son birkac yildir adeta iMF ile yatip iMF ile kalkiyor…
ulke ekonomisinin dunu, bugunu ve yarinina yonelik yorum ve tahminler yapilirken, konunun iMF ile baglantisi kurulmadan olmuyor. Yetkililerin sik sik soylediklerine bakilirsa, Turkiye gelecekte de, iMF ile iliskilerini devam ettirmek zorunda. Bu asamada akla su soru geliyor; acaba iMFnin hic bitmeyecek kadar parasi mi var? Baska bir anlatimla, iMFnin kredi kaynaklari sinirsiz mi? Bu sorunun yanitini bulabilmek icin iMFnin, duzenli araliklarla kendi ‘‘www.imf.org: iMF Financial Activities’’ internet sitesinde yayimladigi, finansal durum tablolarina bakmak yeterli. iMF DE ZOR DURUMDA Tablodaki rakamlari inceledigimizde, ilginc bir sonucla karsilasiyoruz; iMFnin istese bile, Turkiye basta olmak uzere bircok ulkeye borc vermesi cok zor gozukuyor. cunku iMF, yillik 69 milyar dolar olan kredilendirme kapasitesinin su anda yuzde 83unu kullanmis durumda. iMFnin mevcut oz kaynak tutari 213 milyar SDR. Bu da 1 SDR 1.30 dolar hesabiyla 283 milyar dolar ediyor. ozkaynak artisi, orgutun sermayesini olusturan kotalarin yukseltilmesi ile mumkun. Buna da, eli tasin altinda olan ABD ve Japonya gibi asil sermayedarlar sicak bakmiyorlar. iMF ozkaynaginin kucuk bir kismini ornegin Eylul 2002 itibariyle en fazla 52 milyar SDRsini yani 69 milyar dolarini kredi olarak uye ulkelere verebiliyor. Nedenine gelince, kotalarin sadece yuzde 25i USD ya da Euro gibi kuvvetli paralar cinsinden, kalanin ise kredi verdigi ulkenin ulusal parasi cinsinden olmasidir. iMF Baskan Yardimcisi Anne Krueger de, 17 Eylul 2002de, 2002 Mali Yili Raporu konusunda duzenledigi basin toplantisinda, bu yil toplam 38 milyar SDR (50 milyar $) civarinda bir kredi taahhut ettiklerini acikladi. Aslinda bu rakam, gecen yilki tutar olan 18 milyar $ gozonune alindiginda cok fazlaydi. Bu yilki 3 misli artisin ana nedeni, Brezilya ve Turkiyeye acilan kredilerdi. iMFnin, 13 Eylul 2002 tarihi itibariyle, verdigi krediler yazimizdaki tablodaki gibi. Bu tablodan da farkedilecegi gibi, Arjantin, Brezilya ve Turkiye gibi son finansal krizlerin kurbani olan uc ulke, Stand By kredilerinin yuzde 94unu kullanmislar. TuRKiYE EN BORcLU uLKE Tabloya gozattigimizda, Turkiyenin Stand By anlasmasi uyarinca acilan kredilerin yuzde 37si gibi bir oranini kullanarak 2002 yilinda iMFye en borclu ulke oldugunu farkediyoruz. Bu arada iMFde bazi ulkelerden ana para ve faiz seklindeki kredi alacaklarini tahsil etmekte zorlaniyor. Mevcut rakamlar, iMFnin gerek borclu ulkelere dayattigi politikalar konusunda gerekse kredilendirmede mali kaynaklar yonunden rahat olmayacagi bir doneme girdigini gosteriyor. Nitekim, 2001 yilinda, iMFnin verdigi kredi takip icin, bagimsiz calisan ozel bir buro kurmasi, su andaki batik kredilerin 2 milyar dolarin uzerinde olmasi da, iMFnin icinde bulundugu zor durumu ortaya koyuyor. Bu asamada, bizim en saglikli gelir kaynagi olan ‘‘vergi gelirlerine’’ yonelmemiz gerekiyor. Bunun icin de, ciddi bir vergi reformuna ihtiyac var.
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments
26 Eylul 2002
Guzin Abla
Ben dogduguna pisman bir genc kizim. Derdim cok buyuk, oyle ki kalem kagit yetmez.
Basta istanbul gibi bir sehirde dogduguma pismanim. Bu sehrin sorunlarini kaldiramiyorum. Dogdugum gunden beri hicbir gun mutlu olamadim. cunku ablacigim, belki inanmayacaksin ama, bana bugune kadar hic kimse bir tek kez bile ‘‘seni seviyorum’’ demedi. Buna annem babam, agabeyim de dahil. Hic kimse bana ovgu dolu bir sozcuk etmek ‘‘aferin kizim’’ demek ihtiyaci duymadi. Bir tek gun bile kendimi mutlu hissetmedim. Sorarim size, mutlu olmak yalnizca zenginlere ozgu mu? Oysa toplumumuzda bir soz vardir, tekrarlayip dururuz: ‘‘Parayla saadet olmaz’’ diye. ‘‘Parayla mutlulugu satin alamazsiniz’’ diye. Oysa nereye baksan paradan baska bir deger kalmamis, para disindaki tum degerler unutulmus, bir kenara atilmis. insanlari hep para hirsi burumus. Ne sevgi, ne saygi, ne dostluk, kardeslik… Ne de kendi kendimize saygimiz kalmis. Gerci ben henuz cok gencim, cevremde bunu goruyorum. Ama siz yasamis ve gormus gecirmis birisiniz. Elbette benden cok daha derin dusunuyorsunuzdur. Bilmem bana hak veriyor musunuz? Rumuz: Sevgisiz CANiM kizim, belki senin kadar karamsar dusunmuyorum, ama elbette benim de senin gibi para hirsinin ve paraya verilen degerin her seyin onune gectigi fikrine kapildigim bir gercek. Dunya ne yazik ki boyle bir yola girmis, gidiyor. Manevi degerlere, sevgiye ve dostluga, aile baglarina eskisi kadar onem verilmedigini ben de biliyorum. Ama bu yalnizca bizim ulkemizde degil, butun dunyada gorulen bir sorun. Parayla mutlulugu satin almanin mumkun olmadigi da bir gercek. Ama tabii bugunku dunyada para bircok kapiyi aciyor, pek cok soruna cozum getirebiliyor. Bir tek sey disinda: Para sevgiyi yaratamiyor. Bir de saglik icin para sart ama, her saglik sorununu da parayla cozmek mumkun olmuyor. Sonucta mektubunda hakli oldugun bircok nokta var kizim. Yalniz beni uzen ailenin hicbir ferdinin sana yasamin boyunca bir tek kez bile sevgiyle yaklasmamis, sevgiyle seni kucaklamamis olmasi. Oysa her seyden once bir annenin kizina sevgiyle sarilip, ona sevgiyi ogretmesi gerekirdi. Bazen buyukler, nedense cocuklarini simartmamak adina, yureklerindeki sevgiyi onlara hissettirmekten kacinabiliyorlar. Bugun bile kizini ancak uykusunda open anne ve babalar olabiliyor demek ki. Ama iste gordugunuz gibi cocuklar bununla yetinmek istemiyorlar. Seni gercek anlamda sevecek biri cikip sana mutlulugu tattiracaktir kizim. Dunyaya ve hayata kusup yureginin kapilarini kapama.
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments
26 Eylul 2002
Dr. Gunduz TEZMEN
A.ATLAS/ANKARA GEREK idrar yaptiktan ve gerekse cinsel iliskiden sonra penisinizde yanma hissetmeniz, idrar yolunuzda bir tahris oldugunu dusundurur.
Bu tahris cogu zaman, dis idrar yolunun (uretra) iltihaplanmasidir. iltihaplanma sinsi ve uzun bir seyir gosterdigi takdirde, akinti gibi dikkat cekici bir belirti vermeksizin, sadece yanma gibi hafif belirtilerle seyreder. Bu gibi durumlarda yapilan sperm ve idrar tahlillerinde de bir bozukluk bulunamaz. Penisin sikilmasi ile idrar deliginde belirecek salginin tahlili, cogu zaman iltihap etkeni olan mikrobun cinsinin belirlenmesine yardimci olur. Bazen mikrop da bulunamaz. O takdirde, daha onceden gecirilmis olan iltihaplanmalarin, idrar yolunun icinde biraktigi tahrisin bu sikayetlere neden oldugu dusunulur. Bu gibi tahrisler, acili baharatli yiyecekler ve alkolle daha da artacagi icin bu yonde perhiz uygulanmasi tavsiye edilebilir. Her guatr sinir yapmaz G.ERDAg/ANTALYA GUATR tabiri, tiroit bezinin buyudugu tum durumlar icin kullanilir. Bu aciklamadan da gorulecegi gibi, guatr bir hastalik olmayip, tiroit bezinin bircok hastaliginda gorulebilen, ancak gorulmesi sart olmayan bir belirtidir. Tiroit hastaliklarinin hepsinde sinirlilik gorulmesi de sart degildir. Tip dilinde hipertiroidi olarak adlandirilan ve tiroit bezinin asiri hormon salgiladigi hastalikta sinirlilik gorulebilir. Ancak hipertiroidi hastalarinin tumunde de guatr olmasi sart degildir. ozetlemek gerekirse, guatr olanlarin ancak bazilari kolay sinirlenen yapidadir. Bu durum da, hipertiroidi hastaliginin tedavisiyle duzelir. Kaninda iltihap varmis T.SULTAN/iSTANBUL KANDA iltihap denildigi zaman, akyuvarlarin (lokosit) sayisinin yukselmesi de, kanin cokme hizi olan sedimantasyonun artmasi da anlasilmaktadir. Lokosit sayisinin artmasi oncelikle mikrobik bir hadiseyi dusundururken, sedimantasyon hizinin artmasi iltihapli hastaliklarin yani sira, aralarinda romatizmal ya da tumoral hastaliklarin da bulundugu bir dizi soruna bagli olabilir. Siz bunu belirtmediginiz icin daha kesin bir sey soylemek olanagi olmuyor. Ancak akcigerlerle ilgili yeni bir kontrolun yararli olacagini soyleyebilirim. ote yandan enseden baslayip sol kola uzanan uyusmalar, doktorunuzun soyledigi sekilde kalp kaynakli olabilecegi gibi, boyun omurlarindaki disk fitiklasmasini da oncelikle dusundurmektedir. Eger doktorunuz sadece beyin tomografisi cektirdiyse, boyunla ilgili MR ya da BT gibi tetkikleri yaptirmanizda yarar var.
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments
26 Eylul 2002
Pakize SUDA
‘‘ANNE ben geldim. Agdaki balik, bardaktaki su kadar umarsizim
Dizlerin duruyor mu basimi koyacak? Anne ben geldim, oglun, hayirsizin.’’ ‘‘Nereden cikti simdi bu?’’ demeyin. Hep gulup oynayacak degiliz. Huzunlenmek de var bu dunyada. Hem fena bir sey de sayilmaz. Buyurun bir tane daha: ‘‘Gecenin yarisi, dagin basinda Siperde beklerken ay isiginda Hedef oldu geldi, durdu karsimda Yuzumu cevirdim, agladim anne.’’ Vallahi ben de agladim. oyle zirt pirt aglayan biri degilimdir aslinda. illaki esasli bir neden olacak. Burada iki neden var. Birincisi, bana anneden bahsetmeyeceksiniz. Gidip de donmeyen sevgililer falan hic koymaz ama boyle ‘‘Dizlerin duruyor mu basimi koyacak?’’ dediginiz zaman kimse tutamaz artik beni. E, bir de dag basinda birbirini vurmak zorunda kalan cocuklar var… ikincisi Selda Bagcanin insanin icine isleyen sesi. Evet, Selda Bagcanin son albumundeki iki sarkinin sozlerinden alinma yukaridaki dortlukler. ‘‘ille de yar’’ diyenler icin de sarkilar, turkuler var elbet. Misal, ‘‘Gelecek gunlere hayal kurmustuk Birakip da gitmek hesapta yoktu Aniden ayrilik hesapta yoktu.’’ * * * Sesini ilk duydugum gunden beri hayraniyim Selda Bagcanin. Sade ve gercek bir muzisyen o. Sirf sesini, yorumunu, bestelerini sundu bize yillardir. Allayip pullamadan. Aksesuvarsiz. Takviyesiz. cirilciplak. iste yine ayni seyi yapiyor. Yeni bir albumunun ciktigindan haberiniz yoktu buyuk ihtimalle. Nefesini sadece sarkilarina harcayanlarin ortak kaderidir bu Turkiyede. Halbuki konussa biraz da. Akim derken kakim dese… Pire kadar is yapsa, deve kadar gosterse… Yedigi lokmayi, ictigi suyu basina haber verse. Yok. Ama neyse ki buna ragmen… Yani asagiya inip bizi durtuklemese de… Tepede sessizce parlayip duran bir yildiz o. Son albumunun ismi ‘‘Ben Geldim’’. Hos geldin Selda Bagcan. Daha sik bekliyoruz seni, arayi uzatma. Mis MUs ciller secim bolgesi Milasta kendisini ‘‘Zeytincinin kizi’’ olarak ilan etmis. Kimin arabasina binerse onun turkusunu cigiriyor; adayligini Marastan koysaydi ‘‘Dondurmacinin kizi’’ olacakti. * Ecevit korse ve varis corabini atmis. A, onlar zaten Eceviti birakip YTyi kurmamislar miydi? * ciller, ‘‘ANAP oyun oynuyor’’ demis. Kendisi oyun sevmez! * Seks icin kadinlarin once kalbini ve beynini kazanmak, ardindan takdir, ilgi, sevgi ve sefkati uzerlerinden eksik etmemek gerekiyormus. Yani seks falan yok anlayacaginiz.
Temmuz 12th, 2008 | Posted in Genel | No Comments